ADALET HABERLERİ

ADALET HABERLERİ

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2014/14390 E., 2014/16398 K. sayılı kararı

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2014/14390 E., 2014/16398 K. sayılı kararı
2 Okunma

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 20.11.2014 tarihli, 2014/14390 E., 2014/16398 K. sayılı kararı

T.C.

Yargıtay

17. Hukuk Dairesi

2014/14390 E., 2014/16398 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 15/11/2011

NUMARASI : 2010/494-2011/809

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı İ.. U.. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili davalı S.. H..'ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı diğer davalıya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.

Davalı S.. H.. beyanda bulunmamış, diğer davalı davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece taşınmazın düşük bedelle ve mal kaçırmak amacı ile satılması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı İ.. U.. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava İİK.nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların iptaline hükmettirmektir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda dava konusu taşınmazın 12.02.2010 tarihinde üzerindeki 30.000.00 TL ipotekle birlikte 50.000.00 TL bedelle borçlu davalı tarafından 3. kişi konumundaki davalı İ.. U..'a satıldığı, bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda dava konusu taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin 130.000.00 TL olduğu anlaşılmıştır. Yerleşik yargısal uygulamalara göre ivazlar arasında fahiş farkın varlığının kabulü için 1 misli fark bulunması gerekmektedir. Taşınmaz üzerindeki haciz tutarı eklendiğinde ivazlar arasında bir misli fark olmadığı görülmektedir. Ayrıca 3. kişi konumunda olan davalı İsa'nın borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilebilecek durumda olan kişilerden olduğuna ilişkin dosyada kanıt bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece dava konusu taşınmaz kaydı üzerinde bulunan haciz bedelinin ödenip ödenmediğinin araştırılması, ödenmiş ise kim tarafından ödendiğinin araştırılarak, araştırma sonucuna göre fahiş fark olup olmadığının saptanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı İ.. U.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı İ.. U..'a geri verilmesine 20.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak:https://www.hukukihaber.net/yargitay-17-hukuk-dairesinin-201414390-e-201416398-k-sayili-karari